Arşiv

Yazar Arşivi

Süper Kahraman Kostümü

19/12/2009 2 yorum

Uzun bir aradan sonra bulduğum bu kısa boşluğu size 4 ay kadar önce yaşadığım muhteşem bir otomobil izleniminden bahsederek doldurmak istiyorum. Başlıktan da anlayacağınız gibi koca bir hafta sonu boyunca bir süper kahramanla birlikteydim. Bu süper kahraman arkadaşımın ismi BMW Z4. Bu cevap sonrasında hayal kırıklığına uğrayanları hemen ikna etmek için BMW Z4′ün gerçektende ne kadar süper bir kahraman olduğunu örnekler ile anlatmak istiyorum.

Örnek 1: Yetişmeniz gereken acil bir durum.
Düşünün ki çok acil bir işiniz var ve Cuma akşamı İstanbul Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçeceksiniz. BMW Z4 için hiç problem değil. Eğer trafik yoksa zaten sorunda yok. BMW Z4 sDrive35i modelinin sahip olduğu 3.0 litre 306 beygir güce sahip 6 silindirli motor ve bu eşsiz motorla en üst seviyede uyumla çalışan 7 ileri çift kavramalı şanzıman sizi 5.2 sn içinde 100 km/s hıza çıkarıyor. Trafik varsa otomobilimizin yine bir çözümü var. Öylesine dikkat çekici ve muhteşem tasarım çizgilerine sahip ki minibüsler ve dolmuşlar dahil herkes size yol veriyor. Selektör yaptığınızda ise aynasında batmobil’i görmüşçesine çekiliyor tüm otomobiller. Virajları sanki batmobil gibi dönüyor ve izinden hiç çıkmıyor.

Örnek 2: Süper Kahraman ilgisi
BMW Z4 sDrive35i o kadar dikkat çekici ki sanki Spiderman kostümü giymiş yolda yürüyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Muhteşem tasarımı insanların gözlerini sizin üzerinize çeviriyor. Bundan rahatsız olan birisi varsa BMW Z4 almasın. Ya da alsın ama camlarını oldukça koyu bir film uygulatsın. İnsanların ilgisi kimi zaman rahatsızlık verici olabiliyor. Belki de BMW Z4′ün bence tek kötü tarafı bu. Eğer olurda 20 saniyede açılan metal tavanını açarsanız insanlar otomobilin içine düşüyor. Buda bir süper kahramana yakışmaz bence. Bu sebepten neredeyse hiç üstü açık kullanmadım. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” Ben Amca’nın dediği gibi Çünkü burada amacımız hava atmak değil bir süper kahraman güçlerine sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu anlamak. Bunu da mutlak sürüş keyfini oldukça yeterli bir konfor ile sunmasıyla anlıyoruz…
İşte böyle bir Süper Kahraman ile hafta sonum bu şekilde geçti. Sizde bu muhteşemliklerin bir arada bulunduğu süper Kahraman kostümünü giymek istiyorsanız bence 83.000 Euro gibi performansına göre oldukça düşük bir fiyatı gözden çıkarmanız gerekiyor. Hatta Rakibi Porsche Boxter yada Cayman’ı düşünürsek, BMW Z4 ile birlikte birde BMW 320d aldığınızda ancak Porsche Cayman’ın fiyatına denk geliyor. E hadi ne duruyorsunuz koşun bir BMW Yetkili Satıcısına ve satın alın bir tane. Aldığınızda bana da haber verin eski dostumu bir göreyim

BMW Z4 sDrive35i

BMW Z4 ve Yavuz Çingitaş

Reklamlar

İbrahim Okyay + İzmit Körfez Pisti + BMW 120d Coupé = ?

16/03/2009 3 yorum

18 Ağustos 2008.

2008 BMW Dinamizm günlerinin ilk ayağı olan İzmit Körfez pistindeyiz, her ne kadar bizim için İzmit Lunaparkı hissi uyandırsa da… Yanımda İzmit Körfez Pistinde sayısız şampiyonluğa sahip, Türkiye’yi temsilen Dünya Binek Otomobiller Şampiyonasında (WTCC) yarışan ilk Türk takımı olma gururunu taşıyan Borusan Otomotiv Motorsport takımının tecrübeli pilotu İbrahim Okyay ve sürüş keyfi tüm otomobil tutkunları tarafından kabul edilmiş kusursuz BMW 120d Coupé var. (Borusan Otomotiv Motorsport hakkında daha detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.)

“BMW Dinamizm Günleri” kapsamında, BMW sürüş eğitmeni Hakan Değerli eşliğinde katılımcılara verilen güvenli sürüş eğitimi, katılımcıları defansif sürüş hakkında bilgilendirirken; aynı zamanda trafikte acil bir durum ile karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiğini de uygulamalı olarak anlatılıyor.

Eğitim tamamlanıyor ve artık eğlence vakti…

İbrahim Okyay, BMW müşterilerini yanına alarak İzmit Körfez pistini ne kadar iyi tanıdığını kanıtlarcasına katılımcıları otomobili sürüşüne hayran bırakarak damarlarına adrenalin pompalıyor. Otomobilden inen her katılımcının suratında heyecan dolu bir gülümseme var. Bu duyguyu yaşamak için bende İbrahim Okyay’ın yanına oturuyorum. İçinde bulunduğumuz otomobil BMW 120d Coupé. 177 bg güç üreten güçlü bir motora ve çok dengeli yürüyen aksama sahip.

İzmit Köfez pistinde pit girişinin hemen yanında olan start düzlüğünden harekete başlıyoruz. Otomobilin yüksek torklu motoru, kısa start düzlüğün sonunda 120 km/s hıza ulaştırıyor. Geniş sağ virajın başına geldiğimizde İbrahim Okyay’ın frene basacağını sanıyorum amaaa

tam gaz devam ediyor…

Tabi ilk tepki olarak sanki otomobilin kontrolü bendeymiş gibi frene basıyorum ama nafile. İlk geniş virajı bitirdikten sonra sol – sağ dönüşleri içeren S viraja geliyoruz. Otomobilin sol tekerlekleri ile apex üzerinden geçerken otomobil sadece sağ tekerlekleri üzerinde gidiyor! O anda otomobilin devrilip taklalar atarak hayatımı kaybedeceğimi düşünsem de, otomobil İbrahim Okyay’ın ellerinde olduğundan, sanki bir leopar gibi ani yön değiştirerek S virajı tamamlıyoruz. S viraj sonrası sağ viraja yaklaşırken gücünden hiçbir şey kaybetmeyen BMW 120d Coupé, virajı sanki bir demiryolu rayı üzerindeymişçesine izinden hiç çıkmadan güvenli şekilde tamamlıyor. Sağımızdaki göl manzarası ile düzlüğün nasıl geçtiğini anlayamadan sert U viraja geliyoruz. Düzlüğün sonunda, tamamen sola yaklaştıktan sonra U viraja giriyoruz ve girdiğimiz gibi stabil bir sürüşle U virajı tamamlayıp pistin son virajına geliyoruz. İbrahim Okyay artık biraz daha eğlenmek gerektiğini düşünmüş olacak ki; son virajda bir süre pistte düz olarak ilerlemiyoruz! Bu keyif dolu viraj sonrasında start düzlüğüne çıkıyoruz ve bu adrenalin dolu eğlence treni 2 tur daha devam ediyor. Her seferinde aynı yerlerde aynı heyecanı yaşadıktan sonra yarış pilotu olmanın ne kadar soğukkanlı olmayı gerektirdiğini anlıyorum ve her zamanki gibi başlığımızdaki sorunun cevabını veriyorum.

İbrahim Okyay + İzmit Körfez Pisti + BMW 120d Coupé = Adrenalin3

Eğer bir gün; olur da İzmit körfez pistinde İbrahim Okyay ile karşılaşırsanız mutlaka onunla en azından bir tur atarak bu adrenalin dolu dakikaları yaşamanızı tavsiye ederim. Ben bu hissi yaşamaya doyamadım.

BMW M3 + Mersin Adana Otoyolu = ?

26/10/2008 10 yorum

8 silindirli 3999cc motor; ürettiği 420 bg muazzam gücüyle 0-100 km/s hızlanmasını 4.8 sn, 0-200 km/s hızlanmasını ise sadece 15.8 saniyede tamamlayarak sürücüsünün yüzünü güldürmeyi ve gülümsemenin otomobilin içinde kaldığınız sürece daim kalmasını sağlıyor. Bu bilgileri herhangi bir dergiyi okuduğunuz zaman da zaten ulaşabiliyorsunuz. Peki BMW M3 gerçek hayatta bize neler sunuyor? Otomobili her kullanışımda, kendimi sanki kızgın bir boğanın üzerinde ve her an fırlatılma tehlikesiyle baş başaymışım gibi hissetmemi sağladı. Bu heyecanı sizinle paylaşmak istiyorum.

 

 

BMW M3’ü Mersin’den teslim alıyorum ve otomobilin Mersin – Adana arasında kullanılması gibi ulvi bir görevi yerine getirmek üzere benzin istasyonuna giriyorum. 63 lt’lik depo doldurulurken nerdeyse tüm benzin istasyonu bizi (BMW M3 ve beni) izliyor. Biraz kızarıyorum çünkü böylesine bir ilgiye Renault Clio kullanırken sahip olamıyorsunuz 🙂 BMW M3’ün artık karnı doydu ve yola çıkmaya hazır olduğunu söylercesine bana göz kırpıyor. Otomobilin tüm vücudumu saran, başlıklarında “M” işareti bulunan siyah deri koltuklarına oturuyorum ve kalkıştan önceki son ayarları yapıyorum. Koltuk bel destekleri ve yan destekler, vites geçiş hızı ve aynalarımı ayarladıktan sonra Mersin’in kalabalık trafiğine giriyoruz. BMW M3 benzin istasyonunda ki gibi ilgi odağı olma konusunda gerçekten çok başarılı. Otomobili görmeyenler bile sesini duyunca kafalarını mutlaka çevirerek takip ediyor ve otomobilin ne kadar güzel olduğunu mimikleri, el hareketleri ve sözleriyle bir şekilde ifade ediyorlar. Hatta bir abimiz beline kadar otomobilinin camından çıkıp “Bu nedir?” diyerek oldukça beğendiğini belirtiyor. Hoş sohbet abimizin bu sorusu karşısında kendime geliyorum ve şöyle düşünüyorum:

“Artık bu güzelliği trafikten çıkarmanın vakti geldi…”

Zaten yaklaşmış olduğum otoyol tabelasını görüyorum ve ışıktaki otomobillerle aynı anda harekete başlamış olsakta nedense (!) kimseyi aynamda göremiyorum. Mersin halkını otomobilin arka görüntüsünü ezberlemiş vaziyette bırakarak otoyol gişelerinde KGS kartımı okutuyorum ve yaklaşık 10 sn sonra otoyol gişeleride aynamda yok oluyor. BMW M3’ün gizemli güçlere sahip olduğunu düşünüyorum ve düşüncemde yanılmadığımı bazı otomobillerin son hızı olan 180 km/s hızla giderken otomobil beni koltuğa yapıştırdığı an doğruluyorum. Başlıktaki sorunun cevabını bulma zamanı geldi. Kullandığım BMW M3’de hızlanmanın sonu gelmeyecek mi yoksa? Otomobilin hızlanması hiç bitmeyecekmiş gibi devam ediyor ve en sonunda 290 km/s’e geliyor ve artık ayağımı gazdan çekiyorum.

BMW M3 + Mersin-Adana Otoyolu = 290 km/s.

Böylesine bir güzellik ve güce sahip olanları yürekten tebrik ederek, BMW M3’ün verdikleri her ama her kuruşu sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum. Otomobili bıraktıktan sonra bir süre BMW M3 ile yaşadığım zamanları hatırlıyor, iç çekiyorum.
Acaba BMW M3 beni özlemiş midir? BMW M3’ün beni özleyip özlemediğini bilmiyorum ama ben onu çok özledim 😦

Kategoriler:Test Etiketler:, , , ,

BMW 3 Serisi Tarihi

26/10/2008 2 yorum

1975 yazının başında insanların yeni çıkacak olan BMW modeli hakkında tek bildikleri model koduydu: Model isimlerinde çığır açan 5 Serisi’nin çıkacak ilk numara ya “3” ya da “4” olacaktı. Ve sonunda sorunun cevabının “3” olduğu ortaya çıktı. Bugün biz bu modelin tüm zamanların en başarılı BMW model serisinin başlangıcı olduğunu biliyoruz….

 

 

 

1975-1983 (E21)


Kenarlardan çamurluklara doğru uzanan geniş motor kaputu 1.573, 1.766 ve 1.990 cm3 silindir hacmine sahip bir dizi yenilenmiş ve geliştirilmiş motoru saklıyordu. 316, 318, 320 ve 320i model adları da buradan gelmekteydi. Piyasaya çıkmasının üzerinden daha bir yıl geçmeden BMW 320 Avrupa’nın en büyük otomobil dergisi tarafından iki litre sınıfında dünyanın en iyi sedanı seçildi. BMW 3 Serisi bir öncülük rolü üstlenerek sınıfında altı silindirli motora sahip olan ilk otomobil oldu. Yeni model serisi içerisinde araçları birbirlerinden kesin bir çizgiyle ayırabilmek için iki litrelik iki model çift farlara sahipken diğer ikisi tekli farlarla donatılmıştı.

 

 

1982-1994 (E30)

Bu başarı kesinlikle bir adanmışlığın sonucuydu. Ve daha büyük başarıların kapısını açmıştı: 1982’de BMW yenilenen ve güncellenen ikinci jenerasyon 3 Serisi’ni piyasaya sundu.
Sadece bir yıllık üretimin sonunda BMW 233.781 adet yeni 3 Serisi üretmişti bile. Ve bu 1983’te 3 Serisi’nin büyük bir sürprizle dört kapılı olarak piyasaya sunulmasından önceydi. Dört kapılı modeli piyasaya sunarak BMW, arka koltuklara çok daha rahat ve konforlu bir şekilde ulaşmayı isteyen potansiyel müşterilerinden gelen taleplere cevap vermiş oluyordu. Artık bir aileye ve çocuklara sahip olmak artık bir 3 Serisi almamak için bahane değildi.

 

Piyasaya sunulan bir sonraki model ise sadece BMW meraklıları için değil tüm otomotiv dünyası için gerçekten sıra dışıydı ve 325i Cabrio modeli son altı yıl içerisinde Almanya’da üretilen ilk gerçek açık tavanlı dört kişilik araçtı. Dördüncü yeni model, BMW M3 ise belli belirsiz modifikasyonlara sahip gövdesinin içinde gerçek bir atlet kalbi taşıyordu: Bir yarış motorundan yola çıkılarak geliştirilen M3’ün dört silindirli, 16 supaplı motoru 200 bg gücündeydi.

 

 

Hiç kimse arkasında da kapısı olan bir 3 Serisi görmeyi beklemiyordu. Sonuçta o zamanlar station wagon hala bir iş ya da ticaret aracı olarak görülmekteydi. Ama 3 Serisi touring çok farklıydı: çevik, dinamik ve çok güzel. Ya da kısaca gerçekten modayı belirlemek için gereken her şeye sahipti. BMW’nin yeni beş kapılıları 320i, 324td, 325i ve 325iX olarak 1988’de teslim edilmeye başlandı. Bu gruba bir yıl sonra 318i eklendi ve touring seçenekleri arasında en yüksek satışa ulaştı.

 

 

1990-1998 (E36)

BMW’nin Güney Fransa’daki Miramas kentinde bulunan test tesislerine giden gazeteciler uzun ve geniş gövdesiyle şık tasarımına hayran kalıyorlardı. Tamamen farklı silueti bir yana yeni otomobilin pürüzsüz burun kısmı gerçekten de ilk bakışta insanın gözünü alıyordu: Her iki yanda çift farlar camla örtülmüştü ve aralarında geniş böbrek ızgara vardı. Aracın genel tasarımı, dört kapılı olmasına rağmen açıkça sportif performans odaklıydı: 2.700 milimetrelik uzun dingil mesafesi, kısa aks burun mesafeleri, önde 1.418 milimetrelik arkada 1431 milimetrelik iz açıklığı en başından itibaren aracın sıra dışı sürüş karakteristiklerini yansıtıyordu.

 

İki kapılı model 1992 yılının başlarında piyasaya sürüldüğünde artık bir sedan değil çok şık bir Coupeydi. İlk bakışta araç belirgin bir şekilde dört kapılı modele benziyor olsa da iki varyant aslında çok az parçayı paylaşıyordu – aslında iki kapılı model çok farklıydı, tavizsiz ve benzersiz bir otomobildi: 3 santimetre daha alçaktı ve burun kısmıyla beraber 8 santimetre daha uzundu, daha alçak olan kaputta hava girişleri bulunuyordu, tavan 3 santimetre daha kısaydı, kapılar daha genişti, kapı camları çerçevesizdi ve B-sütunları cam kaplıydı, bagaj kapağı daha kısa ve daha alçaktı, klasik ve şık yan çizgileri ile çok farklıydı.

 

 

3 Serisi’nin gelişimi bu yüksek tempoyla devam etti ve BMW yeni modelini temel alan iki yıldızı daha tanıttı: 1992 yılı sonunda yeni M3 ve 1993 yılı baharında da Cabrio. Cabrio model serisi sadece bir kaç ay içerisinde tamamlandı ve 318i, 320i ve 325i modellerinden oluşmaktaydı. Gövde tipi ne olursa olsun 286 bg gücündeki yeni BMW M3 hem Alman Otobanlarında hem de köy yollarında gerçek bir şampiyondu ve gövdesi pek farklı olmadığından bir spor otomobil olduğu ilk bakışta anlaşılmıyordu.

 

 

Toplam 4.21 metre uzunluk, 4-5 kişi ya da her türlü bagaj için yeterli hacim, iki kapı ve kocaman bir bagaj kapağı ve çekici bir fiyat – işte bunlar 1994 yılında iki versiyonla tanıtılan 3 Serisi compact modelinin dikkat çekici özellikleriydi: 316i Nisan ayında ve 318is sonbaharda.

 

 

 

Uzun süre beklenen ve 3 Serisi’nin modasını belirleyen model 1995’te ikinci jenerasyonuna girdi: 3 Serisi touring. Selefi gibi doğrudan Sedan modelinden yola çıkılarak tasarlanan touring meraklılarına 3 Serisi’nin tüm teknik ve görsel güzelliklerini sunmaktaydı. Aynı zamanda Sedanın tüm ekipmanının ve özelliklerinin yanı sıra sadece Coupe modelinde bulunan özel döşeme ve kabin rengi seçeneklerine de sahipti. 3 Serisi touring piyasaya 320i, 328i, 318tds ve 325tds modelleriyle girerken 318i ve 323i modelleri aileye daha sonra katıldı. Son olarak 1997’de sofistike station wagon serisi 316i touring modeliyle tamamlandı.

 

 

1998-2005 (E46)

Dördüncü BMW 3 Serisi Mayıs 1998’de piyasaya sürüldü. Başlangıç olarak daha fazla sürüş konforu, daha yüksek güvenlik ve geliştirilmiş performans sunan dört kapılı Sedan tanıtıldı. Ve gerçekten de yeni modelin tanıtımı gerçek bir “Büyük Patlama” etkisi yarattı, 320d modeli BMW’nin ilk doğrudan yakıt püskürtmeli dizel motoruyla 136 bg güç üretiyordu ve azami hızı 207 km/s olan araç 100 km’de sadece 5.7 litre tüketiyordu. Üstün kalitesi ile bu motor çok kısa süre içerisinde adını duyurmayı başardı. BMW 3 Serisi, arkadan itişle ve 50:50 oranındaki ideal ağırlık dağılımıyla birlikte ABS ve ASC+T kontrol sistemleri ve DSC III Dinamik Stabilite Kontrolün yanı sıra şasisi ve süspansiyonuyla yeni bir standart belirlemekteydi.

 

 

Spor kıyafetlerini giymiş bir atlet gibi – BMW 3 Serisi Coupe’nin ikinci jenerasyonu 1999 Nisan’ında piyasaya işte böyle girdi. Başlangıçta Coupe 323 Ci ve 328 Ci modelleriyle piyasaya sunuldu ve bu modelleri aynı yılın yazında 320 Ci ve sonbaharında 2000 Model 318i takip etti.

 

 

 

BMW 3 Serisi Touring 2000 yılının Ekim ayında 318i, 320i, 328i ve 320d modelleriyle piyasaya sunuldu. İlk serinin son halkası 2000 yılının başlarında piyasaya sunulan gerçek Süper Dizel 330d touring modeliydi. Gerçekten de bu otomobil o kadar iyiydi ki sadece touring olarak değil Sedan olarak da üretildi. BMW’nin klasik çift farlarının yepyeni bir tipine sahip olan compact yine benzersiz bir “yüze” sahipti ve arka lambalarda renksiz camın altında birbirinden bağımsız yuvarlak lambaların kullanılması arkadan da aracın özgün karakterini yansıtıyordu. 3 Serisi Sedan ile kıyaslandığında yeni compact aynı dingil mesafesine sahip olmasına rağmen 21 cm daha kısaydı. Selefiyle kıyaslandığında ise 53 milimetre daha uzun ve daha geniş olmasıyla arkadaki yolcular için daha fazla hacim sağlıyordu. BMW’nin benzersiz gaz döngüsü yönetimine sahip olan 1.8 litre motor 115 bg güç ve 155 Nm tork üretirken azami hızı 201 km/s idi ama 100 km’de sadece 6.9 litre süper benzin tüketiyordu. “Diğer” model ise BMW’nin 2.5 litrelik üstün sıralı altı silindirli motoruna sahip 192 bg gücündeki 325ti modeliydi ve hiç de şaşırtıcı olmayan 235 km/s’lik azami hıza ulaşıyordu. Ve 100 km’de sadece 8.9 litre süper benzin tüketen bu model ekonomisi bakımından da aynı ölçüde etkileyiciydi.

 

2005-…. (E90)

2005 yılında, 30. kariyer yılının ardından tüm zamanların en başarılı BMW serisi beşinci nesil modellerinin tanıtılmasıyla gösterişli bir kutlama gerçekleştirmiştir. Pazara sunumunun ardından satışına başlanan ilk modeller BMW 330i, BMW 325i, BMW 320i ve BMW 320d’nin Sedan modelleriydi. Bir kez daha, hem benzin hem dizel motorları çığır açıcı yenilikler sunuyorlardı. İkinci nesil Common-Rail yakıt enjeksiyonu ve değişken turbin geometrili turbo şarjör sayesinde BMW 320d’nin sahip olduğu dört silindirli dizel motor 120 kW/163 bg’lik çıkış gücüne ve 2.000 rpm’de 340 Nm’lik maksimum tork değerine sahip olmuştur.

Source: http://www.press.bmwgroup.com